Makaleler

Çemberin Dışına Çıkmak

Severek izlediğim bir komedi dizisi var. Adı “Herkes Raymond’u sever” (Everybody Loves Raymond). Dizi, üç çocuklu bir çiftin, erkeğin aynı sokakta oturan ailesiyle iç içe geçmiş ilişkilerini ironik bir dille anlatıyor. Yetişkin bir adamın anne ve babasıyla olan iniş çıkışlı ilişkileri, aslında birbirini çok seven karı kocanın, bu müdahaleci aile sebebiyle sık sık kavga etmeleri ve özellikle bu konuda ırk ve millet ayrımı olmadığını gösteren gelin kayınvalide kavgaları, son derece abartısız ve doğal bir komediyle işleniyor.

Birlikte çalıştığım çiftle seans öncesi sohbet ederken, konu tesadüfen bu diziye geldi. He ikisi de diziyi ne kadar çok sevdiklerinden ve izlerken çok güldüklerinden bahsettiler. Hatta o anda, ne kadar gergin bir dönem yaşıyor olduklarını bile unuttular ve dizinin bir bölümünü birbirlerine hatırlatıp birlikte gülmeye başladılar. Ama tam da o anda, asıl ironinin hiç de farkında değillerdi;

Birlikte çalıştığım çift aslında dizidekinden çok da farklı bir hayat yaşamıyor. Erkeğin ailesi karşı dairelerinde yaşıyor ve aslında dizidekinden daha az müdahaleciler. Gelin kayınvalide arasında, özellikle çocuklara kimin daha iyi baktığı ile ilgili sonsuz bir çekişme var. Erkek, aslında kendi ailesi ile çok da iyi bir iletişim kuramıyor olmasına rağmen, eşine onlarla iyi geçinmesi için baskı yapıyor.

Aradaki ironik fark ise şu; Dizideki kahkaha efektleri yerine, bu çiftin hayatında bolca kavga ve sonrasında küskünlük sessizliği var. İzlediklerinde, aynı meseleler olduğu halde sadece başkaları yaşadığı için onları güldüren sorunları, kendileri yaşarken acı çekiyorlar.

İnsanların kendi yaşadıkları problemleri çözmekte zorlanmasının sebebi tam da bu işte. Sorunun yarattığı olumsuz duygusal enerji, çemberin içinde olan yani sorunun merkezinde olan insanın sağlıklı düşünmesine ve çözümü görmesine engel olabiliyor. Oysa hüzün, öfke, alınganlık vb duygulardan arınıp, kendimizi çemberin dışına çıkarabildiğimizde, sorunu değil çözümlerini düşünmeye başlıyoruz. Ve bazen de fark ediyoruz ki aslında bu denli büyütmeye değmeyecek, hatta gülüp geçebileceğimiz konuları, boş yere kavgaya taşımış, boşuna üzülmüşüz.

Çemberin dışına çıkmak zannedildiği kadar zor değil aslında. Hatta işimizi kolaylaştıran bir formülü de var. Kendinize lütfen şu soruyu sorun:

“ Bu problemi siz değil bir arkadaşınız yaşasaydı eğer, ona ne tavsiye ederdiniz? ”

Sevgiler